Member Spotlight: Aykut Yeşil & Aytül Çetinci
Şu anda ne üzerine çalışıyorsun?
Kalt ajansın hikayesi 2021 yılında Dominik’te kurduğumuz bir hayal ile başladı. Bu hayal bizim için bir ajans kurma fikrinden öte, kendi yaratıcılığımızı, çalışma anlayışımızı ve disiplinlerimizi özgürce paylaşabileceğimiz bir alan yaratma hayaliydi. Kurumsal kalıpların dışına çıkıp, “biz nasıl çalışmak istiyoruz?” sorusuna samimi bir yanıt aradık. O hayal Ağustos 2024’de gerçek oldu. Kalt Ajans artık sadece bir ajans değil, birlikte düşünen, üreten ve büyüyen bir ekip.
Şu sıralar bu ekibi daha da büyütüyor, markaların hikâyelerine yaratıcı dokunuşlarla katkı sunmaktan büyük keyif alıyoruz. Özellikle yapay zekâ destekli projelerle, markaların kendilerini daha etkileyici ve anlamlı bir şekilde ifade edebilmeleri için dijital çözümleri hibrit biçimde kullanıyoruz. Her yeni proje bizim için sadece bir iş değil; birlikte yazdığımız yeni bir hikâye oluyor.
Günlük çalışma rutininden biraz bahseder misin?
Günümüz genelde kısa bir ekip buluşmasıyla başlıyor. Kahvemizi alıp neler yapacağımıza göz atıyor, kimin neye ihtiyacı varsa hızlıca üzerinden geçiyoruz. Gün boyu fikir alışverişi hiç bitmiyor aslında. Bazen biri bir şey söylüyor, biri üzerine bir fikir ekliyor derken ortaya çok güzel sonuçlar çıkıyor. Günü de yaptıklarımızı değerlendirerek ve bir sonraki adımı netleştirerek kapatıyoruz. Dürüst olmak gerekirse, biz gerçekten birlikte üretmekten keyif alan bir ekibiz.
Yapay zekâyı “düşünme biçiminin parçası” olarak kullanmak pratikte nasıl görünüyor?
Yapay zekâyı bizim için bir araçtan çok bir yol arkadaşı gibi düşünebilirsiniz. Masada oturup fikir sunan, hatta bazen “bunu hiç düşünmemiştik” dedirten bir ekip arkadaşı gibi davranıyor. Proje başlarken bize yepyeni bakış açıları getiriyor, fikirleri şekillendirirken de ilham oluyor. Zihnimizi açıyor, hız kazandırıyor ama en güzeli birlikte düşünmeye teşvik ediyor.
Bir marka hikâyesini yeniden kurgularken en çok hangi içgörü ya da metrik seni yönlendiriyor?
Bize göre iyi bir hikâyenin çıkış noktası, o markanın kiminle konuştuğunu gerçekten anlamaktan geçiyor. Hedef kitlenin ne hissettiğini, neye ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışıyoruz. Veriler, yorumlar, davranışlar… Bunların hepsi bir şeyler anlatıyor aslında. Biz de bu içgörülerle markanın anlatmak istediği şeyi, insanların duymak isteyeceği bir hikâyeye dönüştürüyoruz.
Hazır çözümler yerine markaya özel yaratıcı süreçler tasarlamak için ilk adımın nedir?
İlk adım her zaman tanışmak. Ama sadece isim bilmek değil, markayı gerçekten tanımak. Kurucusundan çalışanlarına, hedef kitlesinden geçmiş deneyimlerine kadar her detayı dinliyoruz. O markanın neye inandığını, neye heyecanlandığını anlamadan yaratıcı bir çözüm üretmek istemiyoruz. İyi bir fikir, iyi bir sohbetle başlıyor bizce.
Hibrit düzenin ekibinizin yaratıcılığına ve iletişimine etkisi sence nasıl?
Hibrit düzen bize gerçekten iyi geldi. Kimimiz evde daha üretken olurken, kimimiz ofiste ilham buluyor. Bu çeşitlilik, fikirlerimize de yansıyor aslında. Farklı ortamlarda çalışmak, bakış açılarımızı da çeşitlendiriyor. Dijital toplantılarla hızlıca bağlantı kurabiliyoruz. En önemlisi: Nerede olursak olalım, aynı ritimde düşünebilen, özgürce fikirlerini paylaşabilen ve aynı hedefe koşan bir ekip olmayı başarıyoruz.
“Anlamlı ve zamanla değer kazanan” bir dijital deneyim yaratmanın en kritik unsuru nedir?
Bizce bu işin sırrı samimi ve sürdürülebilir bir bağ kurmak. Bir defalık etkileşimler yerine, zamanla anlam kazanan bir deneyim yaratmak istiyoruz. Kullanıcıyı dinlemek, geri bildirimlerine gerçekten kulak vermek, sonra da bu deneyimi güncellemek, geliştirmek…
Yani hikâye başladığında orada durmuyoruz. Devamında da müşterilerimizin hep yanındayız.


