CHAT PROGRAMLARI İŞ DÜNYASINI ELE GEÇİRİYOR

İşle alakalı bir şey sormak için birini aradınız ve aradığınız kişi telefonu açmadı. Neden mi? Çok basit bir ifadeyle aradığınız bu kişi muhtemelen bir millennial. Sizinle herhangi bir derdi yok, sadece telefonda konuşmayı sevmiyor. Bu profesyonel olmayan bir davranış gibi görünse de iş dünyası, iş gücünün önemli bir bölümünü oluşturan bu genç nesille çalışmak için değişiyor ve dönüşüyor.

Yazı: Elvin Vural

Yaş aralığı farklı kaynaklara göre değişse de, genel görüşe göre 1980-2000 yılları arasında doğanlar Y jenerasyonunu, yani millennial’ları oluşturuyor. (Türkçede ‘milenyal’ olarak kullanımına tanık olmuş olabilirsiniz.) 2017 yılı itibarıyla iş dünyasında aktif rol alan millennial’ların sayısı 40 milyonu aştı. 2025 yılında dünya çapında her dört çalışandan üçünün millennial olacağı öngörülüyor, haliyle iş ekosisteminin kendini bu neslin tercih ve eğilimlerine göre güncellemesi gerekiyor.

Gereklilikten bahsediyoruz ama bu dönüşüm başladı bile. Son zamanlarda mesajlaşma ve ‘chat’ programlarının iş amaçlı kullanımlarda yükselişinin en temel sebeplerinden biri bu.

Millennial’ların %68’i iletişim kurarken mesajlaşmayı tercih ediyor. (Bu oran X jenerasyonu için yalnızca %47.) Millennial Generation Research Review’in yaptığı araştırmaya göre bu genç neslin %80’i, yatağa telefonuyla giriyor. Dünyada her gün 205 milyarın üzerinde e-posta gönderiliyor. Avrupa’nın en çok kullanıcıya sahip iletişim şirketlerinden O2’nin yaptığı araştırmaya göre akıllı telefonların telefon olma özellikleri, yani iki insanı eş zamanlı olarak ses ile birbirine bağlama özelliği, kullanım sıklığı açısından diğer tüm özellikler arasında ancak beşinci sırada geliyor.

Peki telefonlar, telefon olma özelliğini ne zaman yitirdi? Yazılı iletişim nasıl bu kadar öne çıktı? Bunun birkaç sebebi olabilir. Öncelikle millennial’lar iş hayatı dışında, özel hayatlarında çoktandır mesaj, chat veya e-posta gibi yazılı iletişim araçlarına yönelmiş durumdalar. Yazılı iletişim sayesinde bir mesajı ister tek bir gruba ister herkese ayrı olacak şekilde çoklu göndererek, birden fazla kişiye aynı anda ulaştırabiliyoruz ki bu, zaman açısından da verimlilik sağlıyor. Yazılmış bir cevabı göndermeden revize edebilmek de büyük rahatlık. Ayrıca mesajlaşma programlarının emoji ve gif gibi ek özellikleri, iletişimin tonunu da ‘samimileştiriyor’. Mesajla iletişim kurmak, jenerasyonun temel özelliği olan spontanelik ile uyum gösterdiği gibi, kişiye vereceği cevabı ‘düşünmek’ için boşluk ve fırsat da yaratıyor. Hatta bu durumdan dolayı, yazılı iletişimi tercih eden millennial’ler, kimilerince endişeli jenerasyon olarak nitelendiriliyor. Yazılı iletişimin bir diğer avantajı da alıcıya sunduğu özgürlük alanı. İş üzerinde tam konsantre olmuş çalışırken telefonunuz çalınca, hele ki telefon yöneticiniz pozisyonunda birinden geliyorsa, açmak zorunda kalıyorsunuz ve böylece bölünüyorsunuz. Mesajlarda ise uygunluk durumunuza ve hatta keyfinize göre, karşı tarafı rencide etmeden ama hiyerarşiyi de bozmadan, cevap verme sürecini öteleyebiliyorsunuz.

Tüm bu durum içerisinde e-posta da güncelliğini kaybetmiş değil tabii. Yıllardır kullanılan ve eskimeyen bu iletişim mecrası, WhatsApp gibi anlık mesajlaşma programlarına nazaran daha az ‘aciliyet’ vurgusuna sahip. Öte yandan e-posta yazarken birkaç yüz karaktere mesajı sığdırmak yerine yazıyı format edebiliyor, paragraflara bölebiliyorsunuz. Her ne kadar hafta sonu ve mesai saatleri dışında da e-posta kontrolü artık her kurumun çalışanından beklentisi haline gelmiş olsa da, e-postalarda aciliyet açısından mesajlara nazaran bir rahatlık, aynı şekilde mizaca dair de ciddiyetin söz konusu olduğu bir gerçek.

İş yerinde mesajlaşma sistemleri gittikçe daha fazla şirket tarafından benimseniyor. Facebook’un Workplace adlı, yazışma temelli ortak iş yapma programı bugün 14 binden fazla şirket tarafından kullanılıyor. Microsoft, benzer uygulaması Teams’i Office 365 kullanan müşterilerine ücretsiz olarak sunuyor. Şirket bu sayede 2018 başında 125 bin şirkete ulaştığını açıkladı. Peki bu durumda telefon görüşmelerini tamamen geride bıraktığımız bir döneme mi giriyoruz? Aslında hayır. Çünkü millennial’larin, telefon görüşmeleriyle barışması, bu anksiyeteden kurtulması gerekiyor. Çünkü The Best Place to Work: The Art and Science of Creating an Extraordinary Workplace kitabının yazarı, psikolog Ron Friedman’a göre özellikle lider pozisyonunda olanların, canlı görüşmelerde de kendini göstermesi gerekiyor. Bu da en basit haliyle o hep kaçındığımız telefon görüşmesini yapmak zorunda olduğumuz anlamına geliyor.

Özetle, yazılı iletişimin iş ortamlarında daha fazla yaygınlık kazanacağı öngörülüyor. Yine de unutulmaması gereken birkaç nokta var. Her ne kadar telefonla ve yüz yüze görüşme eskisine nazaran az tercih edilse de, yazışma bu iki iletişim yolunun yarattığı diyalog ortamını ne kadar sağlayabiliyor? Öte yandan çalışanların büyük bir kesimi millennial’lardan oluşsa da aslında hepsini kapsamıyor. Sizden 20 yaş büyük birine WhatsApp’tan yazmadan önce bir kez daha düşünmenizde hâlâ fayda var.

Kaynakça:

Alton, L. (Mayıs, 2017). Phone Calls, Texts Or Email? Here’s How Millennials Prefer To Communicate. Forbes. https://www.forbes.com/

Finley, K. (Aralık, 2017). Why Workplace Instant Messaging is Hot Again? Wired. https://www.wired.com/

Sugar, R. (Mayıs, 2015). Why millennials are scared of talking on the phone -- and how to get over it. Business Insider Australia: https://www.businessinsider.com.au/

Vanrenen, D. (Nisan, 2018). Why You Should Never Cold Call a Millennial (And What To Try Instead). The Startup.https://medium.com/swlh

TAGS:

technology