Share!

2021‘DE İZLENMESİ GEREKEN 5 OFİS TRENDİ

Ofis tek işyerimiz olmayacak

"Ofis öldü" fikri fazlasıyla tartışmalı olsa da, işyerinin geleceğinin stratejik bir karışım içerdiği bir gerçek. Bu karışım, ofisten çalışmayı, evden çalışmayı ve uzaktan ama eve yakın çalışmayı içeriyor.

Uzmanlar farklı görevlerin ideal üretkenlik için farklı ortamlar gerektirdiğini söylüyor. Esnek çalışma eğilimi hızlandıkça, çalışanlar zamanlarını nerede geçireceklerine karar verme konusunda daha fazla seçeneğe sahip olacaklar.

Bu değişim, ofislerinin finansal ve duygusal olarak ofisten çalışmayı değerli kılacak yatırım yapmaya itecek. Kalite ve iyi özellikleri olan tasarımlar  ve binalar benimsenecek. Yüz yüze işbirliği, topluluk mentalitesi, yaratıcılık, yenilikçilik, eğitim ve geliştirme gibi iş dünyasının insan unsurları çalışanları ofise çekecek.

Aktif çalışma daha geniş çapta benimsenecek

Esnek çalışmanın çalışanlara dışarıda özgürlük sağladığı gibi, aktif çalışma da insanlara ofis içinde aynı özgürlüğü verir.

Aktif çalışma özünde, bir işyerinin masa dışında neler sunabileceğine odaklanır. Bir çeşitliliğe sahip olmakla ilgilidir. Masa başı işi yapmak, sonra ayakta enerjik bir toplantı yapmak, ardından sessiz bir mola alanında odaklanmış bir zaman geçirmek gibi.

Pandemiden sonra bu eğilim kesinlikle hızlanacak. Bu aktif çalışma tarzının benimsenmesi, çalışanların ofis deneyimine yeniden odaklanmalarına yardımcı olacaktır. Koronavirüsten önce 100 çalışan için 60 masaya sahip olma seçeneği aşırı olarak değerlendiriliyordu. Şimdiyse, takımlar sosyal mesafeyi sağlamak için rotasyon yaparken bu yeni normal olacak.

Ayrıca, çalışanlar evdeyken kuralcı ve monoton bir çalışma stiline uymak zorunda kaldığı için, şirketler yeni çalışma alanlarının farklı olmasını isteyecekler. Hareketsiz bir yaşam tarzının risklerini azaltmak için hareketliliği teşvik eden ofisleri olması muhtemel görünüyor.

Sürdürülebilirlik ve refah merkezde olacak

Pandemiden önce hem sürdürülebilirlik hem de wellbeing dünyanın gündeminde sağlam bir yere sahipti. Hatta Londra, sürdürülebilir gayrimenkulleri ve 3.000’den fazla çevreci bina ile dünya çapında bir numara oldu. Pandemi bu iki eğilimi de hızlandırdı.

Knight Frank’s adlı konut ve ticari emlak danışmanlığı firması tarafından yapılan bir ankette İngiliz şirketlerinde koronavirüsün ekonomik olmayan etkileri sorulduğunda,% 74’ü işyerindeki refahı artık daha çok önemsediklerini söyledi. Benzer şekilde,% 53’ü artık sürdürülebilirliğe daha fazla odaklandıklarını belirtti.

İnsanlar artık yeni bir iş-yaşam dengesi sürdürmek istiyor. Diğer yandan iklim krizinin kritik olduğunu ve gayrimenkulün çözümün temel bir parçası olduğunu görüyorlar. Bu yüzden koronavirüs sonrası ofis pazarında yeşil, sürdürülebilir  ve opsiyonel giderlerin konsalide edildiği servisli binalara talep çok daha baskın olacak.

Ayrıca, nesiller sürdürülebilirlik ve işyeri refahı konusunda daha bilinçli hale geldikçe, gerçek yan-haklar paketleri sunan ve kendilerini çevre dostu olarak tanımlayan, insanın kişisel gelişim ve wellbeing’ine odaklanan  ofislerini buna göre dizayn eden şirketler rekabet avantajına sahip olacak.

Esnek ofislere olan talep artacak

Esnek ofisler, geleneksel kiralık ofislere göre daha esnek bir alternatif sunuyor.  Doğrudan mobilyalı bir ofise geçmeyi mümkün kılıyor, kişi sayısına bağlı olarak bir alanı küçültme ve büyütme imkanı sağlıyor, her şey dahil bir maliyetle bütçe oluşturmayı ve aylık sözleşmelerle esnek kalma şansı tanıyor.  Belirsizlik içindeki şirketlere çözüm sunuyor.

Esnek ofisler, başlangıçta startuplar gibi yerleşik olmayan işletmeler için çözüm olmuştu. Bu hala devam etse de, değişen dünyaya yeni adapte olan daha büyük işletmeler de artık bunu emlak portföylerine ekliyor. Ayrıca tek merkezli ofis yerine sosyal bir Merkez ofis ve şehre yayılmış farklı çalışma alanlarından oluşan sistemler  benimsenecek.

Ofis bir maliyet değil yatırım olarak görülecek

Evden çalışmanın üretkenlikle sonuçlanmasının ardından, işyeri bir maliyet olarak görülmeye başlandı. Ofis deneyimi evdeki mutfak masasında çalışmakla bir tutuluyordu. Teknoloji devlerinin ofislerini tahliye ederek geliştirme çalışmaları manşetlere taşınırken, diğerleri evden çalışmayı konfor olarak gördü.

Ancak pandemi nedeniyle evden çalışmalar ayları hatta belki de yılları götürürken, işletmelerin ofisi bir yatırım olarak kabul ettiğini görmeye başlıyoruz. Artık işyerleri, çalışanların ilgisini çeken, elde tutan, refahı ve üretkenliği sağlayan, sürdüren bir kapsam olarak ele alınıyor.

Şirketler, gayrimenkul portföylerinin iş planlarıyla nasıl uyumlu olabileceğini değerlendiriyor. İşlerini yeni kuranlar için, uzaktan çalışan bir dünyada güçlü bir şirket kültürü teşvik etmek ve sürdürmek neredeyse imkansız.

Çünkü dünya biraz daha normalleşip İşletmeler en iyi yetenekler için yeniden rekabet etmeye döndüğünde, en iyi adaylar muhtemelen en iyi ortamlara sahip işletmeleri seçecek.

Diğer yandan ofislerin yeni trendlere uygunluğu çalışan bağlılığı açısından da çok önemli. Yüksek tempolu bir çalışma ortamının merkezinde olmadıkça gelişemeyen pek çok kariyer vardır.

Telefon görüşmelerine kulak misafiri olmaktan, departmanlar arası ağ oluşturmaya, ve meslektaşıyla anlık işbirliği yapmak gibi spontan eylemler bile kısa vadeli yaratıcılık ve uzun vadeli gelişim için son derece önemlidir. Tüm bu yatırımları her şirket kendi bünyesinde yapması yerine bu alt yapı ve ürünleri sunan bina ve işletmeler ile çalışacak ofis = hospitality kavramı doğacak.

TAGS:

assembly

SHARE: